Yenilmezlik masalı tutmuyor: İşte ABD’nin İran’da örtbas etmeye çalıştığı gerçekler

“`html

ABD ve İsrail, İran’a yönelik saldırılarında neredeyse ikinci haftaya girmiş durumda. Saldırılar hız kesmeden devam ederken, sivil kayıplar ise trajik boyutlara ulaşıyor; okullar hedef alınmakta ve ilkokul yaşındaki çocuklar hayatını kaybetmektedir.

Bunun yanı sıra, çeşitli medya kanallarında Amerikan ordusunun güç yapıları, silah envanterleri ve füze menzilleri hakkında bazı karşılaştırmalar yapılmakta. Başkomutan edasıyla, masadan savaşın seyrine dair yorumlar yapılırken, ortaya çıkan çok sayıda yanıltıcı bilgi de dikkat çekiyor.

Bu yazıda ise teknik açıdan, Amerikan tarafında örtbas edilen bazı gelişmeleri ve yanlış bilgileri alternatif kaynaklardan edindiğimiz ölçüde paylaşacağız.

Dost ateşi olayı

4 Mart tarihinde Kuveyt hava sahasında üç adet F-15E Strike Eagle bombardıman uçağının vurulmasına dair haberler alındı. Bu sırada üç Amerikan savaş uçağı da düşerken, görevdeki altı pilot paraşütle kurtuldu. İncelemeler neticesinde, bu uçakların bir F/A-18 Hornet tarafından vurulduğu ortaya çıktı. Olay, bir dost ateşi kazası olarak görünse de, gerçekler daha karmaşık ve konu hakkında resmi bir açıklama henüz yapılmadı.

İlk olarak hava savunma sistemleri tarafından vurulandığı öne sürülen bir F-15E uçağının, muharebe sırasında kuyruğundan hasar alarak düşmesi dikkat çekiyor.

Düşen uçağın muhtemelen kısa mesafeden ateşlenen ısı güdümlü AIM-9 Sidewinder füzesi ile vurulduğu anlaşılmakta.

Yukarıdaki videoda, vurulan uçağın hemen üzerinde vuran uçağın geçtiği gözlemlenmektedir. Bu kadar yakın mesafeden böyle bir hata yapılması nadir bir durumdur. Diğer taraftan yerdeki komuta merkezinin de sürece dahil olup, vuran pilotu bilgilendirmesi gerektiği açıktır. Savaşın karmaşıklığı içinde bir hata yapıldığı ortada; Katar semalarında İran Hava Kuvvetlerine ait Sukhoi Su-24 savaş uçaklarının düşürülmesi hatırlanırsa, durumun ciddiyeti anlaşılacaktır.

Ancak burada bir başka ilginç durum var. F/A-18 Hornet’in silah ateşleme sistemi oldukça karmaşıktır. Pilotun el kontrolüne gereksinim duyan bu sistemde silahın düzgün bir şekilde kullanılabilmesi için bir dizi işlemin yapılması gerekmektedir. Eğer ısı güdümlü füze yanlışlıkla fırlatılmışsa, bunu uygulamak için doğru hedef bilgileri ile donatılmadan yapılması zordur. Burada, ilk ateşle birlikte bir kaza gerçekleşmiş olsa da, tekrar eden ateşlerin nasıl yapıldığı muamma. Sonuç olarak, olayın ardındaki gizem çözülememiştir.

1
4 Mart’taki basın toplantısında, ABD’nin saldırılarının İran’ın batı sınırında yoğunlaştığı gözlemleniyor.

İran semalarında hava hakimiyeti algısı

ABD ve İsrail’in saldırılarına yönelik en sık duyulan ifadelerden biri, bu ülkelerin İran hava sahasında tam hakimiyet kurduğudur. Bu ifade, ABD-İsrail Hava Kuvvetlerinin İran semalarının kontrolünü sağladığı ve karadan-havaya savunma sistemlerini devre dışı bıraktığı anlamına geliyor.

İran Savaşı sırasında sabit hava savunma sistemlerini büyük oranda kaybetmiş olsa da, mobil füze rampalarının ve yeraltındaki sığınaklardan atılan sistemlerin hala varlığını sürdürdüğü unutulmamalıdır. Ayrıca, İran’ın insansız hava araçları (İHA) filoları sayesinde hem hava savunmasını sürdürebileceği hem de düşman hedeflerine saldırabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Ukrayna-Rusya Savaşında da gördüğümüz üzere, bombardımanlarda kullanılan her tür mühimmat son teknoloji ürünü değil. Serbest düşüşle kullanılan standart bombalar da sıkça tercih edilmektedir. Bunun yanı sıra, 5. nesil savaş uçakları yerine 4. nesil uçaklara sahip olan ABD Hava Kuvvetleri, gizli hedeflere ulaşma konusunda daha zor anlar yaşamaktadır. Nitekim savaşın doğası gereği, bu uçaklar da dokunulmaz değildir. Ayrıca, CENTCOM verileri, ABD hava saldırılarının daha çok ülkeleri batı sınırlarının yakınlarında yoğunlaştığını gösteriyor.

Demir Kubbe ve etkisizliği

İsrail’de kurulan ve Körfez Savaşı döneminden bu yana efsaneleşmiş olan Demir Kubbe sisteminin nasıl bir etkisizliğe uğradığı, 7 Ekim saldırılarında net bir şekilde ortaya konmuştur. İsrail’in uyguladığı sıkı sansüre rağmen, İran’dan atılan füzelerin bu sistemi aşabilmesi artık yadsınamaz bir gerçektir. Ayrıca, insansız hava aracı saldırıları sırasında sistemin neredeyse işlevsiz hale geldiği de kesin bir bilgi olarak karşımıza çıkmaktadır.

ABD ordusunun durumu

Efsanevi Amerikan Silahlı Kuvvetleri, cephe gerisindeki imkanları ölçüsünde güçlü görünmesine rağmen, mühimmat ve lojistik sorunlarla baş etmektedir. Ortadoğu’daki askeri üslerin önemi, bu tür kısıtlarla birlikte daha da artmaktadır.

Her bir askeri üssün başlı başına bir değeri söz konusudur. Burada konuşlu silah sistemleri, ikmal ve cephane adına yaşanan sıkıntılar, Amerikan ordusunun uzun dönemli harekat kabiliyetini büyük ölçüde kısıtlamaktadır.

1
ABD Savunma Bakanı Hegseth, İran füzesinden esinlenerek geliştirilen Amerikan İHA’sıyla.

İran füzesi kopyalamak

Emperyalizm, özellikle insansız hava aracı üretiminde İran’ın geliştirdiği yöntemlerin etkili olduğunu kabul eden bir konumda bulunmaktadır. Bu nedenle, maliyetten kaçınmak amacıyla Amerikan Ordusu, SpektreWorks firmasına LUCAS (Ucuz İnsansız Muharebe Taarruz Sistemi) adlı delta kanat insansız hava aracını yaptırmaya başlamıştır. Milyarlarca dolar harcamasına rağmen etkili sonuç alamayan ABD, buna alternatif olarak “kopyalamayı” daha cazip bir çözüm olarak görmektedir.

1
USS Lincoln’ün gidişi ile ilgili bazı haber örnekleri.

USS Lincoln nerede?

Savaşın başlangıcında ön safhalarda yer alan nükleer uçak gemisi USS Lincoln, Mart ayının ilk günlerinde geri çekildi. Görev değişikliğine gitme açıklaması yapılırken, İran geminin füzeler ve insansız hava araçları ile hedef alındığını iddia etti.

Ancak Amerikan tarafı daha çok iddiaları yalanlamakla meşgul. Daha önce de USS Lincoln’ün, Şahid İHA’ları tarafından hedef alındığı biliniyor. Ancak son dönemde İran’ın gelişmiş füze sistemlerine sahip olmasıyla birlikte, geminin Hint Okyanusu’na yöneldiğine dair haberler yaygınlaştı.

***

Emperyalizm, kural tanımaz bir azgınlıkla saldırılara devam ederken, karşısındaki direniş engeline çarptığı için hırçınlaşmakta ve savrulmaktadır. Başarılamayan hedefler, yalanların ve örtbas çabalarının artmasına neden olmaktadır.

“`

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir